Ameliyatımı kim yapacak?
Estetik göğüs büyütme ameliyatı düşünüyorsanız bu aşamada en titiz davranılacak konu şüphesiz doktor seçimi. Doktor seçimi, tıpkı iş seçimi, eş seçimi gibi, kişinin hayatında vereceği en önemli kararlardan biri. Sağlığınızı emanet ettiğiniz, ve sizi güzelleştirmesini beklediğiniz kişinin, güvendiğiniz ve içinize sinen biri olması şart. Doktor seçiminin sorumluluğu ve bu sorumluluğun getireceği sonuçlar size ait. Doğru, akıllıca ve bilinçli bir tercih yaparsanız bunun ödülünü siz alırsınız, hem mutlu olursunuz, hem de gelecek yıllarınızı huzur içinde geçirirsiniz. Yanlış bir seçim yaparsanız bunun sıkıntısını da siz çekersiniz.
Hangi tip silikon seçilmeli, hangi teknik uygulanmalı?
Estetik göğüs büyütme ameliyatı için elimizde değişik tip silikonlar ve uygulayabileceğimiz farklı teknikler varolduğundan dolayı belki de cevaplaması en zor soru bu. Diğer taraftan silikon ve tekniğin seçiminde hastanın talepleri mi yoksa doktorun önerileri mi dikkate alınmalı? Öncelikle silikon tiplerinin farklı özellikleri olduğundan dolayı birinde avantaj olarak değerlendirilen özellik, diğerinin dezavantajı olabiliyor. Konuya karşılaştırmalı olarak baktığımızda tüm avantajları üzerinde toplayan ve göreceli olarak hiçbir dezavantajı olmayan silikon tipi yok. O halde hangi tip silikonun kullanılabileceği konusunda vereceğimiz kararı beklentilerimiz ve doktorunuzun önerileri doğrultusunda belirlemekte yarar var.
Kullanılacak protez yuvarlak mı olmalıdır, yoksa damla şeklinde mi? Damla şeklinde olan protezlerin alt yarısı dolgun, üst yarısı ise ince. Göğüs içine yerleştirildiğinde de alt kısmını daha dolgun olarak gösteriyor. Bu nedenle göğüs yapısının doğal şekline daha yakın bir görüntü elde edileceği düşünülüyor. Yuvarlak şekilli protezlerin üst yarısının, damla şeklindeki protezlere göre daha dolgun olmasının estetik olarak doğal görüntüden uzaklaştırabileceğine yönelik bir ön yargı var. Oysa yuvarlak protezlerde uygun büyüklük doğru olarak seçilirse son derece doğal duruyor. Kas altına yerleştirilmiş yuvarlak protezin üst kısmı kasın oluşturduğu bastırıcı etki sayesinde kas üzerine yerleştirilmiş damla yani anatomik protez görüntüsü oluşturuyor. Zaten amaç estetik göğüs büyütme değil mi? O halde bu farklılık neden? Farklılığı oluşturan, mevcut olan göğüs yapısının büyüklük, dolgunluk ve gevşeklik derecesi. Küçük olup da sarkma, gevşeme problemi olmayan göğüslerde dolgun bir görünüm oluşturmak için yuvarlak protezler uygun bir tercih, aşırı büyük bir protez kullanmadıkça son derece doğal görünürler. Hafif gevşeme olup da bunu sonucunda göğüs dokusu, göğüs alt kısımlarına doğru birikmişse damla şeklindeki protezler tercih edilebilir. Damla protezlerin alt yarısı daha dolgun olduğu için göğüs alt tarafındaki gevşekliği buna bağlı birikimi daha iyi toparlıyor. Yuvarlak silikonlar kenarlara doğru incelerek geldiği için silikonun alt kenarı göğsün altta kalan kısmındaki birikimi toparlamaya yetmeyebiliyor. Yuvarlak silikonlar gerek meme başı kenarından, gerek meme altı kıvrım çizgisinden gerekse koltuk altından yerleştirilebilir, ancak damla şeklindeki protezleri, protezin daha dolgun olan alt yarısının memenin alt yarısına denk gelecek şekilde yerleştirilmesi gerektiği için koltuk altından yerleştirmek uygun değil.
Kullanılacak protez tuzlu su mu içermeli, jel silikon mu? Türkiye’deki estetik göğüs büyütme ameliyatlarına baktığımızda cerrahların tamamı olmasa da tamamına yakın, büyük bir kısmı jel silikonları tercih ediyor. Nedeni sorulduğunda serum dolu silikonların daha sert hissedildiği ya da sızıntı yaptığı şekline cevaplar geliyor. Ben estetik göğüs büyütme ameliyatlarında damla şeklinde silikon kullandığım istisnalar dışında daima tuzlu su içeren silikonları kullanıyorum. Tuzlu su içeren silikonları tercih etme sebebim de, bu işe ilk başladığım yıllarda jel içeren silikonların FDA (American Food and Drug Administration) tarafından onaylı olmamasıydı. ABD’nin, estetik göğüs büyütme ameliyatlarında kendi vatandaşlarında kullanımı için onay vermediği bir silikon tipini kullanmak bana aykırı geldi. ABD’de uzun yıllar boyunca sadece tuzlu su içeren silikonlar kullanıldı, jel silikonların kullanımına ise son birkaç yıldır başlandı. Bu nedenle işin başından itibaren tuzlu su içeren silikonları tercih ettim ve halen daha ilk tercihim bu yönde oluyor. FDA tarafından jel içeren silikonların estetik göğüs büyütme ameliyatlarında kullanımına onay verilmemesinin sebebi ise silikonun patladığı takdirde jel silikonun doku içine akması, dokulara bulaşması. Oysa tuzlu su içeren silikon patladığında tuzlu su (serum) vücut tarafından emilecek olup dokuları kirletmiyor. Silikon patlamadığı sürece içeriğinin yani içinin jel silikon ya da tuzlu su ile doldurulmuş olmasının hiçbir önemi yok. Ancak patladığı takdirde içi tuzlu su ile doluysa, tuzlu su akar, vücut tarafından emilir, geriye kalan içi boşalmış silikon torba da 15 dakika süren hatta lokal anestezi altında bile yapılabilen basit bir girişim ile çıkarılıp yenisi ile değiştirilir ve problem çözülür. Jel silikon içeren bir silikon patladığında ise yeni bir silikon yerleştirmeden önce çevre dokuların sızan jelden ayrıca temizlenmesi gerekir, bu da işi büyütür ve zorlaştırır. Son yıllarda geliştirilen lokum gibi yumuşak fakat akıcı olmayan kohezif jel silikonların üretilmesiyle bu problem kaldırılmış ve FDA de bu tip silikonların estetik göğüs büyütme ameliyatlarında kullanımına birkaç yıl önce onay vermiştir. Bu tip silikonların kullanımı da son yıllarda giderek artıyor.
Silikon kas altına mı yerleştirilmeli, yoksa kas üzerine mi? Göğüs ön duvarının katmanları sırasıyla şöyle: En dışta deri, derinin altında süt bezleri ve yağ dokusu, bunun altında göğüs kası ve kasın altında da kaburga kemikleri var. Protez hem süt bezleri ile göğüs kası arasına, hem de göğüs kası ile kaburga kemikleri arasına ya da dual plan dediğimiz yöntem ile protezin üst yarısı kasın altında, alt yarısı da kas üzerinde kalacak şekilde yerleştirilebiliyor. Peki ideal bir estetik göğüs büyütme ameliyatı için seçenekler içinde en uygunu hangisi? Bunu açıklayan iki faktör var: Birincisi kapsül kontraktürü riski, diğeri ise estetik olarak doğal görünüm. Kapsül kontraktürü riski kas üzerine yerleştirilen protezlerde daha yüksek, kas altına yerleştirilenlerde ise çok daha düşük. Bu tartışılmaz bir gerçek. Estetik olarak doğal görünüm ise asıl kas altına yerleştirilen protezlerde daha iyi ortaya çıkıyor. Kas altına yerleştirilen protezi kasın kalınlığının da katkısıyla daha kalın bir doku örtüyor, bu kalınlık hem protezi daha iyi koruyor, hem de protezin kenarlarını örterek kamufle ediyor yani protezin sınırlarının belirginliğini azaltıyor, dışarıdan bakıldığında içerideki protezin varlığını gizliyor. Kas altına yerleştirilmiş yuvarlak protezin üst kısmı kasın oluşturduğu bastırıcı etki sayesinde kas üzerine yerleştirilmiş damla yani anatomik protez görüntüsü oluşturuyor. Kas üzerine konmuş protezlerde hele bir de kişi ince ve zayıf yapılı ise protezin varlığı dışarıdan bakıldığında daha fazla dikkat çekip hatta bas bas bağıran bir hal alabiliyor. Bu durum daha hafif olmakla birlikte damla yani anatomik protezler için de geçerli.
Yandaki resimde ameliyatı yapan cerrahın dikkatsizliği sonucu biri kas altına, diğeri de kas üzerine yerleştirilmiş protezleri aynı hasta üzerinde görmektesiniz. Hangisinin daha estetik olarak doğal durduğu kararını kendiniz de verebilirsiniz. Kas altına yerleştirilmiş protezlerin kas hareketlerinden etkilenebileceğine dair görüşler de var. Ancak kas, yapıştığı noktalardan iyi bir teknik ile güzel bir şekilde ayrıldıktan sonra kas hareketlerinden etkilenebileceği düşüncesi kuruntudan öte değil. O halde göğüs yapınız ile ilgili çok özel bir durum olmadıkça protezi kas altına yerleştirmek, gerek göğüs estetiği açısından doğal görünüm, gerekse risklerin en aza indirilmesi açısından en mantıklı seçenek durumunda.
Ameliyat kesisi için en uygun yer neresidir? Ameliyat kesisi için meme başının alt kenarı, meme altı kıvrım çizgisi ya da koltuk altı kullanılabilir. Her yöntemin kendine has artıları, eksileri var. Bu kesi yerlerinden hangisinin uygun olacağı öncelikle cerrahınızın hangi yönteme alışık olduğuyla ilgili. Çoğu cerrahın alışık olduğu bir yöntem vardır, o yöntemi uygularken kendisini rahat ve güvende hisseder. Estetik göğüs büyütme ameliyatlarında en yaygın olarak kullanılan kesi yerleri meme başının alt kenarı ve meme altı kıvrım yeridir. Koltuk altından kesi ise özel deneyim gerektiren bir yöntem olduğu için, çoğu cerrah zihninde oluşan soru işaretlerinden dolayı bu yöntemi uygulamaya çekinir, hatta daha da ileri giderek yöntemi kötüler. Meme başından kesi yapılırsa protezin konulacağı cebi hazırlamak için meme başının hemen altında yer alan süt bezlerinin içinden geçmek gerek. Bu durumda süt bezlerinin altta kalan kısmının meme başı ile bağlantısı kopacağından dolayı ileriki yıllarda bebek sahibi olunduğunda emzirme sırasında bir miktar süt kaybı olabilir. Protez bu yolla göğüs kasının altına da üzerine de yerleştirilebilir. Her tip protez için uygun bir giriş yeridir. Kesi meme başına yakın olduğu için meme başının duyusunu sağlayan sinir etkilenebilir, bu durum son derece nadir görülen bir durumdur, sinir etkilenmesine bağlı hafif uyuşukluk durumu çoğu zaman kendiliğinden düzeliyor. Uyuşukluk kalıcı da olabilir, ama bu ihtimal artık yok denebilecek kadar da az. Yara, meme başının alt kenarında hafif bir yara izi bırakarak iyileşiyor. Estetik göğüs büyütme ameliyatı sırasında göğüs dikleştirme ihtiyacı olan hastalarda meme başının çevresi zorunlu olarak kesiliyor, hazır orası kesilmişken protezi de oradan yerleştirmek daha mantıklı. Girişim meme altı kıvrımından yapıldığında süt bezlerinin içinden geçilmez, direk olarak süt bezlerinin alt kenarından süt bezlerinin altına ya da göğüs kasının altına ulaşılır, protez arzu edilirse süt bezlerinin altına, arzu edilirse göğüs kasının altına yerleştirilebilir. Dual plan yani kısmi kas altı yerleşimi için de uygun bir giriş yeri. Bu yolla da her tip protez yerleştirilebilir. Süt bezleri kesilmediği için süt kaybı oluşturmaz, duyu kaybı da hemen hemen hiç görülmeyen bir durum. Tek dezavantajı ise meme alt kenarında silik bir iz bırakması. Estetik göğüs büyütme ameliyatlarında koltuk altından yapılan girişim ise gerçekten özel deneyim gerektiren, alışık olmayan bir cerrah için son derece zor, ancak bir o kadar da mükemmel sonuç veren bir yöntem. Ancak bu yöntem uygulandığında teknik seçenekler de oldukça kısıtlı. Örneğin protezi kas üzerine yerleştirmek teknik olarak pratik bir iş değil ve daima kas altına yerleştirilir. Aslında bu zorunluluk gibi görünen durum bir kayıp ya da dezavantaj da sayılmaz, zaten kas altına yerleştirmek bir avantaj. Diğer kısıtlayıcı tarafı da bu yöntemin damla şeklindeki anatomik protezleri yerleştirmek için uygun olmaması. Çünkü damla protezin dolgun olan alt kenarını göğüs alt kenarına denk getirmek zordur ve mümkün olmayabilir bu nedenle yuvarlak silikonların yerleştirileceği ameliyatlar için uygun bir seçenek. Estetik göğüs büyütme ameliyatlarında, koltuk altından giriş yapıldığında süt bezlerine dokunulmadığı için emzirme halinde süt kaybı oluşmuyor, hatta yapılan ameliyattan süt bezlerinin haberi dahi olmuyor. Meme başının duyusunu sağlayan sinirin etkilenme ihtimali çok düşük ve bu yüzden meme başı uyuşukluğu hemen hemen hiç olmuyor. Diğer tekniklerden farklı kılan en çarpıcı avantajı ise göğüs üzerinde hiçbir yer kesilmediği için göğüs üzerinde ameliyat izi olmuyor. İziniz koltuk altında derinin katlantı çizgileri arasında kalıyor.
Bu başlık altında silikon tiplerinin, protezin yerleşim yerinin ve ameliyat kesi yerinin avantajları ve dezavantajları konusunda teknik olmayan, ancak gerçek ve doğru bilgiler verildi size. Seçeneklerin çokluğu haklı olarak kafanızı da karıştırmış olabilir. Kendi kendinize kendiniz için en uygun olan olası tercihler konusunda sadece fikir sahibi oldunuz. Bunları öğrenmek size estetik göğüs büyütme ameliyatlarının teknik seçenekleri konusunda fikir verir. Ancak, unutmamalısınız ki sizin sahip olduğunuz sadece genel bilgilerden edindiğiniz bir fikirdir. Konu hakkındaki teknik bilgi ve deneyim, ameliyatınızı yapacak cerraha aittir. Sahip olduğunuz bilgiler, ameliyatı yapacak doktorunuzun sahip olduğu seviyede değildir. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Doktorunuzla kendi tercihlerinizin ne yönde olduğunu tartışabilirsiniz. Kendi tercihleriniz doktorunuzun önerileriyle uyum içindeyse problem yok. Ancak sizin tercihleriniz doktorunuzun sizin için uygun gördükleriyle uyuşmuyorsa kendi tercihlerinizden ziyade doktorunuzun önerilerini dikkate alın. Çünkü o, bu konuda sizden daha fazla bilgili ve deneyimli. Unutmayınız ki doktorunuz sizin için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Kendi tercihlerinizi doktorunuza uygulatmak konusunda ısrarcı olduğunuzda bundan siz zararlı çıkabilirsiniz.
Op.Dr. H. Nazmi BAYÇIN |